Gece.
Ne dedin? Gece mi?
Aç bakalım sis perdesini, dökülsün gerçekler yere!
Sosyal medyada da paylaştım geçende.
Gece …
Gece başka bir şey.
Gün gibi değil.
Ama her şey gün gibi,
Ortada!
Tam karşılığı nedir senin kafanda bilemiyorum ama, benzemiyor güne.
Gün tüm kalabalığına ve binlerce arka plan gürültüsüne rağmen daha sessiz.
Oysa, gece öyle mi?
Yavaş yavaş ortalıktan çekilen kalabalıkların verdiği huzurdan bahsetmeyeceğim. Ama, huzurla birlikte geliyor o sessizliğin -çığlığı da değil-, bildiğin çığı.
Toparlanıp geliyor kafanda ne vardıysa gün boyu taşıdığın ve sen, sen olduğundan beri taşıdığın.
Bu nasıl bir kalabalık!
Duyan, duymayan gelmiş!
Ve teksin!
Susturmaya çalıştığın, «kapatmaya çalıştığın tüm sekmelere» karşı tek başına.
Artık daha sonra düşünmek üzere bıraktığın ne varsa! Hepsi tam karşında.
Hani karanlıktı, hani geceydi? Hani geceydi ya karanlık, karaydı gece?
Bütün bir günü geçiriyorsun da; gün batımından sen yatağa girene kadar olan, günün o daha küçük parçası geçmek bilmiyor bazen işte!
Her şey biraz daha büyüyor, zaman uzuyor. Sorular soruyor, sarsıyor, omuzundan tutup silkeliyor.
Sor bir kendine; kaç kişiyi arayabiliyorsun o saatte!
Kaç kişi anlayabiliyor neden kaçtığını ve neyden kaçtığını?
Kendine anlatabiliyor musun? Kendini anlayabiliyor musun?
Zihninde birikenleri damarlarına yönlendirmeye çalışmak boşa!
Ne kadar dolaşırsa dolaşsın kanında, sen de beraber yanında hücrelerine kadar gidiyorsun!
Hiç mi faydası yok dersen,
-Evet, yok!
Sen kafan dağılsın istiyorsun ama, hepsi toparlanıp yine hücum ediyor kafana.
Yaşanacak
Yani olmuyor;
Düşünen bir insanın, uykuya dalması kolay olmuyor!
Bazen meydan okuyasın geliyor. Biliyorum, bende de aynısı var.
En sıkıntılı dönemlerini bile bir şekilde atlattıktan sonra; kıyasla, daha ufak konular için bu kadar gürültüye anlam veremiyor insan!
Öyle ya; zamanında SAM için, dibine kadar yaşamışsın ne varsa.
En ufak bir desteği bile reddedip, “Ne olacaksa olacak, göreceğiz.” demişsin.
En büyük olanı o seni duvardan duvara vuran değil demek ki!
En büyük olan, boyundan bağımsız, o son olan o zaman!
Yüzlerce kilometre yol yapıp, evinin bulunduğu sokağın köşesinde düşmek gibi motorunla!
Gece
Gece;
sınavlarıma çalıştığım
okumak istediklerimi okuduğum,
yazmak istediklerimi yazdığım,
gitarımla çalmak istediklerimi çaldığım,
izlemek istediklerimi izlediğim bir şeydi benim için.
En azında şimdiye kadar.
Şimdi, o kadar da yakın değil sanki bana.
Sanki biraz da düşmanca davranıyor.
Hiç birini yapamıyorum ki; rahat bırakmıyor.
Bu nasıl bir kalabalık?
Duyan, duymayan gelmiş!
Gece …
Gece başka bir şey.
Gün gibi değil.
Ama her şey gün gibi,
Ortada!
16.10.2026
01:17
