Şarkı sözleri
Şarkı sözleri için kesinlikle ayrı bir yazı yazmam gerekiyordu.
Bence uzun bir yazı olacak ama, bekle bakalım neler çıkacak! (içimden)
Hayatımın çeşitli dönemlerinde müzikle uğraştım. İlkokul yıllarında gönderildiğim mandolin kursundan ağlayarak geri dönmeme rağmen, iyi ki de devam eden bir süreç olmuş.
Şimdi yazarken hatırladım. Hafızamda ilk tanışıklık da kuzenlerimden birine Almanya’dan hediye olarak getirilen küçük ve notaları da ekranda gösteren bir orgu, nota bilgimle çalmaya başlamamdı.
Neyse; mandolin sonrası org, 90’larda gitar, 2000’li yıllarda bas gitar vs. vs.
Bu kısmı seni ilgilendirmiyor belki ama detaylandırmamın bir nedeni var. Tüm bu geçen zamanda, hayatımın hiç bir döneminde, şarkı sözlerine bugün olduğu kadar yakınlaşmamıştım. Belki binlerce şarkı dinledim, çaldım. Ama hiç bugünkü kadar şarkı sözlerine takılmamıştım.
Melodiler, akorlar, enstrümanlar ve icracıların yetenekleri üzerine odaklandığım için, şarkı sözleri hep biraz geride kalmış.
İyi ki de öyle olmuş aslında. Daha şen şakrak olmasını beklediğimiz majör akorlar bile hüzün damıtmıyor mu?
Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana
Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Kış boyu dinlediğim bütün şarkılarda, diğer her şeyi bir kenara bırakıp, şarkı sözlerine takıldım.
Elimde olmadan. Ne kadar güzel söylendiği, ne kadar güzel çalındığı falan hiç umurumda olmadı.
Sadece sözler.
Belki ben çektim kendime, belki dinlediklerimin satır aralarından bana seslenen sözlere takıldım.
Hepsinin ortak noktası, tabii ki “acı”.
Bizim söylerken hissetmediğimiz, ama yazanın ruhunu parçalayan o büyük acı. Aynısı olmaz belki, tek kişilik o acı. Ama bir benzerini yaşayan varsa, o kişi hissediyor o sözlerin ne anlama geldiğini de, nasıl bir ruh haliyle kaleme alındığını da. Örneklerini versem, hani derler ya, “Amaaann, sabahlar olmasın!” gerçekten olmaz o sabahlar bir başlarsam.
Sesim güzel değil ama, bir yere kadar söylerdim bazı şarkıları eskiden.
Bu kış tek bir mısranın sonunu getiremedim çoğu şarkıda. Hadi bilemedin ikincide nefesim kesildi. İçimden bile söyleyemedim. Çoğu zaman tuttum kendimi, anlamsız bakışlarla karşılaşmamak için yürüdüğüm yollarda.
İngilizce şarkı sözlerini zaman zaman irdeleyip üzerinde düşündüğüm olmuştur. Hangimiz, ruhumuza dokunan bir şiirin, şarkı sözünün karşısında saygı duruşuna geçmiyoruz ki? Ama yabancı bir dilde yazılmış bir şarkıya bile ağlayabildiğimi bilmiyordum mesela.
Güzel bir günbatımında sürerken dinlenecek serin şarkıları, serin bir akşam üstü yürürken dinledim mesela.
Geçmişten bugünüme uzandı telefonda bırakılmış şarkılar.
İngilizce yazılmış şarkı sözleri, Türkçe yazılmış olanlara kıyasla yarısı kadar bile etki edemiyorken, nasıl oluyordu da onlar bile dokunabiliyordu ruhuma? Veya nasıl oluyor da aynı şarkı sözleri seni nefessiz bırakabiliyordu?
Üzerine hiç düşünmediğin, aklının ucuna bile gelmeyen bir konuda soru ile karşılaştığında, ne kadar çaresiz kalabiliyor insan değil mi? Nasıl oluyor da oluyor?
Buradan bir cevap üretmeyeceğim sana. Muhtemelen o sorunun cevabı aynı değil zaten sende. Ama, o soru var. Nasıl oluyor?
Bende; vazgeçmeyişin öyküsü. Her şeye rağmen burada oluşun, bir yere gitmeyişin dik duruşu. Ne hissediyorsan, onu yaşamakla ilgili bir takıntı. Sende, belki başka bir şarkı.
Nereden başladığının önemi yok. Sıradan bir popüler müzik parçasından başlıyorsun. Sonra acı, acıyı kovalıyor. Nerede bittiğinin önemi de yok adresi de. Hepimiz farklı yerlerde sonlandırıyoruz bu yolculuğu. Yazanın acılarına dokunarak, yazan bizim acılarımıza dokunarak.
Bir yerlere sığamadığın gibi, bir yerlerde duramıyorsun da. Birbiri ardına geliyor şarkılar,türküler. Bakıyorsun hepsinde aynı acı. Kesiyor tam yaranın üstünü, ama zehrini de alıyor kanayan yaranın.
Tek değilmişsin gibi. Bir zaman ve bir yerde, seninle aynı acıyı yaşayan birinin olduğunu bilmek, iyi gelmiyor belki ama yoldaş oluyor yoluna.
Pansuman yapmıyor belki ama, attığı o kesik zehirini akıtıyor. Kanınla birlikte zehirini de akıtıyorsun. Bir şekilde iyi geliyor. Ya da belki, sanıyorsun.
Acıdan beslendiğini bile düşündürtüyor insana. Sevesin bile geliyor belki!?
Oysa yalnızlık paylaşılmıyor. Şairin dediği gibi, paylaşılırsa yalnızlık olmuyor.
Çok kışım acıdı bu iç.
Yazımda hata yok. İçime döndüğüm zamanlardı ve en karanlık köşelerime dokundu her ne hissettiysem.
Bahar geldi ama açtırmadı çiçeklerimi. İçeride kaldım koca bir kış. Çok acıdı kışım.
Olmadık acılarla test edildi ruhum, hep yenildi, hepsine yenildi.
Çok acıdı.
Çok acıydı.
Yazın geri kalanında hedef; sözsüz notalar, anlamsız şarkılar.
Söz işin içine girince tadı kaçıyor.
İyisi mi çal çalabildiğin kadar, herkes inandığı kadar.
Değil mi ki Ağustos böceğinin sonu, 17 sene sonra, sadece 4 hafta kadar?
Gönül istiyor ki desin; benden buraya kadar.
Ama olmuyor. Olmaz!
Vazgeçmiyorum, nereye götürecekse! Gitsin, gittiği yere kadar!





