Olmaz!
Olmaz! 1.5 birayla yıkılacak adam değilim ben.
Bütün geceyi Avrupa Şampiyonası maçları, bahisler, video düzenlemeleri ile geçirdikten sonra toplamda içtiğim 1.5 bira ile kafayı bulamam. Belli ki, başka bir kavganın yorgunluğu bu.
Fiziken metrekarelerin içinden bir süredir market haricinde çıkmamış olsam da, zihnimde kilometreleri bir kaç defa kat ediyor olmakla ilgili. “Git-gel”ler arasında, “cesaret ile kırılganlıklar” arasında.
Olmaz yani! Konu ne içtiğinle ilgili değil. Belli ki, ne düşündüğünle.
Sam biraz öteye oturduğunda olanları görüyor musun? Kalıyorsun öyle bir başına. Far görmüş tavşan gibi mi desem, şaşkın ördek mi?
Tavşanın durumu zaten bariz de, ördeğe fena üzüldüm şimdi. Tek olmasa şaşırmazdı o yaa!
Hadi onlar habitat. Ya Kassandra?
İnsan bir kere. Sıradan da değil.
Şaşırmamış mıdır, düştüğü duruma? İnandıramadığına?
Anlatılmaz ama yaşanır! (belki)
Bu kadar da olmaz!
“Psikolojide, geleceğe dair başkalarını uyarmasına ve doğruları söylemesine rağmen kimseyi kendine inandıramama durumuna Kassandra Kompleksi ismi verilmektedir.” demiş wiki.
Hadi diyelim wiki’de bir rastgele o, yazdı geçti bir başka entry’yi. Psikoloji’ye ne demeli?
Boşuna mı ekledi literatüre “Kassandra Kompleksi” ‘ni?
Demek ki?
Var bir temeli…
Ayıp ayıp!
Olmaz abijimmm! Ayıp!
Yapmışsın insanlığını.
Kassandra için konuşuyorum. “Benlen” “alakası” yok.
Başkalarını uyarmışsın, yapmışsın insanlığını.
(Bir de kahraman diyorlar da, araştırmadım o kadarını. Durduk yere kahraman yapmayayım elin Kassandra’sını)
Görünüşe göre, aktarmışsın da doğruları.
Yine de ne istemişler senden, anlamadım amaçlarını.
İhale sana kalmış. “Kassandra Kompleksi” koymuşlar adını.
Ne sana yaramış aslında, ne Troia’ya; yok bakınca bu durumun kazananı.
Olmaz!
Sen misin “rahibe olacam!” diye tutturan, ayıkla şimdi pirincin taşını, otur kendin yap pilavını.
“Yazdık ya kızım!” açıp okumadın mı?
Belli ki zaman darlandı.
Zaman kalmadı.
Kassandra okuyamadı yazılanları.
Senden Olmaz!
Belli ki şövalyeler değil bu çağın adamı.
Belli ki ayrı ayrı, her dönemin kadınları.
Her dönemin var belli ki Kassandra’ları.
Dur hemen gitme, olmaz!
“Günce” benim mastürbasyon alanım değil.
Biraz düşünmeye teşne beyinler için, tecrübelerimi paylaştığım ve faydalı olacağını düşündüğüm/umduğum bir kategori!
Onun için konuyu bu kadar üstü kapalı bırakmayacağım. Buraya kadar okuduysan ve kendine henüz pay çıkaramadıysan, seni de eli boş göndermek istemem.
Bu saatte oluşan içimdeki boşluk hissi, “an”da kalmaktan uzaklaşmam nedeniyle oluşan bir duygu durumu. Neden dolayı kesintiye uğradığını şu anda bilmiyorum. Ama bulacağım elbette.
İlk değil. Zaman zaman tekrar ediyor ama bir kaç soru ile geri dönmek mümkün.
Duruma hangisi uyar bilmem.
-Ne hissediyorum? Şu andaki duygu durumum ne?
-Ne istiyorum? Tatmin edilmesi gereken bir ihtiyacım veya yapmam gereken bir şey mi var? Bir duygu durumunu mu çözümlemeliyim?
-Ne yaparsam iyi gelir, kendimi daha iyi hissederim? İstiyor muyum?
-Bu durumda olmama sebep olan şey ne?
Sebep? (Özellikle en sona bıraktım.)
Sadece daha sonraki tespitlerinize yardımcı olabilecek bir araç bu kısım. Diğerleri çok daha önemli ve dengede kalmanızı sağlayacak, “esas” önemli olanlar.
Vardır belki hatalarım. Yazarsan konuşuruz. Değilse,geç. 😉
En nihayetinde bu yazıyı sabahın köründe alkollü bir şekilde yazan, alkolü yeterli bir gerekçe olarak görmeyip altını kazan biriyim. Hem kendi adıma, hem de belki bir şekilde senin yanında.
Seni bilmem, bana iyi geldi yazmak. Onun da ne olabileceğinden bahsetmiştim bu yazıda!
Mutfakta aklıma geldi. Yazmasam olmaz.
Hayatını incelemediğiniz yazarın yazıları hakkında yorum yapmak, sanıyorum önyargıdan öteye geçebilir bir şey değil! Öyleyken bile zor! Olmaz!
Okumak; irdelemek ile alakalı değil, yazıdan kendimizle ilgili ne öğrendiğimiz, kendimize ait ne bulduğumuz ile ilgili bir durum. Bırak onun ne yazdığını!
(Görseli de yapay zeka ayarladı. Neden olmasın? dedim. Öyle ya, neden olmasın?)





