GünceKişisel gelişimLifestyle

Kübra ya da Kubra, ya da Sen!

Kübra dizisini yeni bitirdim. Hatta, bitirip bu yazıyı yazmaya başladım ama, yazıyı ne zaman tamamlayıp yayınlarım bilmiyorum.

Spoiler vermeyeceğim. Sadece içindeki bir fikir, bir tespit ilgimi çekti. Bu yazıda da ona yer vermek istedim. Dolayısıyla izleyenler de, izlemeyi düşünenler de rahatça sonuna kadar okuyabilirler. İster sonra düşünün, ister izlemeden önce okuyup, dizi boyunca değerlendirin.

Beklentinizi de çok yüksek tutmayın tabii. İzle-geç tarzı. Ama istersen, düşünmeye ayıracak zamanın, birikimin ve de “göynün” var ise, iç dünyanda biraz daha derine gidebilirsin.

Sadece 8 bölüm olan Kübra, klasik Türk dizilerinde olduğu üzere biraz yavaş ilerliyor. Yine de dijital platformda olması nedeniyle ortalamanın üzerindedir eminim. 1.25x hızda rahatça izlenebiliyor olmasını beğendim 🙂 İlk bölümlerde, sıkılabileceğim/izlemekten vazgeçmek isteyebileceğim uyarısını aldığım için rahattım. Sıkılacak olsam da, belli ki içinde benim için bir şey vardı ve hikayenin sonunu getirecektim.

Kübra dizisi, Kübra kitabı
Kübra dizisi, Afşin Kum ‘un aynı isimli kitabından uyarlanmış.

Senaryoyu genel anlamıyla beğendim diyebilirim. Aşağıda detaylandıracağım. Beğendiğim için de şöyle bir göz atmak istedim yazar ekibine ama uyarlamaymış. Yine de senarist kadronun eline sağlık diyelim.
Teşekkürler Murat Uyurkulak, Rana Mamatlıoğlu, Bekir Baran Sıtkı.
Bu arada görünüşe göre bu isimler de sektörün önemli isimlerinden.

Neyse efendim bu bilgi de beni, Afşin Kum’a götürdü. Kübra, yazarın ikinci romanı. Senaryoya temel olan karşı ve iç çatışmaları sorgulamak isteyen kitapseverler, diziyi izlemek yerine okumayı da tercih edebilirler.
Ben de sanıyorum geniş bir zamanım olsaydı kitabını okumayı tercih ederdim.
Yok öyle bir vakit değil mi? Hangimizin var ki?

Ya da Sen!

Gelelim esas ilgimi çeken konuya, yani çatışmalara. Artık ne kadarı senaristlerin mahareti, ne kadarı yazarın ustalığı bilemiyorum ama izlediğim çatışmaları beğendim.
Dizi içerisinde bu bölüme fazla yüklenilmemiş olsa da, ana karakterin çevresindekilerin yapmış olduğu şeylerin sorgulanabiliyor olması güzeldi. Sadece bu başlıktan bile senaryo çıkar.
Sosyal bir yaratık olduğumuz konusunda yapılan aşılamalarla, hepimizin çevresinde görüşlerine danıştığımız insanlar var. Sormadan söyleyenler de var elbette. Bunlardan etkilenmediğini söyleyen, kendine yalan söyler. Ne söyledikleri ve bunları kendi düşünce süzgecinden geçirecek olman, bu etkiyi ortadan kaldırmaz. Etki, etkidir. Birinin söylemesine de gerek yok zaten. Tv’de görmüş, bir kitapta okumuş olabilirsiniz.
Bu “kitapta okumak”la ilgili bir hikayem var aslında ama, onu da sonra anlatırım.
Kimseye kulak asmayın demiyorum. Herkesin yıllar içerisinde yaşamış olduğu şeyler ile ilgili belli bir tecrübesi ve bunun çevresinde geliştirdiği değerli olabilecek düşünceleri var.
Ama diğer yandan günümüz dünyasında bireyselliğin pompalandığı da bir gerçek.
Bi karar verilmiş olsa keşke sosyal miyiz, içten yanmalı mı?
Buradan yürümeyeceğim. Dedim ya bu ikisini birbirine vura vura sayfalarca yazmak mümkün.
Kübra dizisine dönersek, ana karakterin çevresindeki kişilerin davranışlarının muhtemel sonuçları düşündürücüydü. Detayına girmeden olumlu mu, olumsuz mu kararını size bırakayım.
Kişisel görüşüm, bu çatışmanın taraflarının birer adım atması kimseye zarar vermez. Denge işidir.

Yöneticilerin karar mekanizmalarının sorgulanması yine güzeldi. Spoiler vermemek için detayına inmiyorum ama birden fazla yerde görüyoruz bunu Kübra dizisinde. Yakın çevreniz haricindeki hemen hemen tüm kararlarınızda önyargı da dahil oluyor işin içine.
Yakın çevre derken ben bunu oldukça dar tutuyorum. Çekirdek ailenin dışına çıktığın anda, önyargı da çekirdeğini kapıp oturuyor yanı başına.
Hatta biraz daha ileriye taşıyayım net anlaşılsın.
-Hayırdır, nerden çıktı?
-Ooooo, ……. diyosun!
-Ciddi misin? Gerçekten mi?

-Emin misin?
sorularının altını biraz kaldırınca ne buluruz dersiniz?
Ben yine de önyargılı davranmayayım. Siz belki başka bir şey bulacaksınız. 🙂

Neye inandın?

En sevdiğim kısmı da inanç sorgusuydu. İnanç derken kastettiğim elbetteki dini inançlar değil. Onlar aktif sistemler değil. Zamanında onunla ilgili veri akışı tamamlanmış, yeni bir bilgi gelmiyor her gün.
Oysa hayatın içinde inandıklarınız, gelen veri ve bunu yorumlama şeklinize göre değişiyor.
Bunu ne kadar gerçekçi olarak yapabildiğin senin sorunun.

İnandığın kadar yaşarsın, inandığını yaşarsın.

Yine bu doğrultuda bu dönem karşıma çıkan her şey istisnasız olarak bu şekilde karşıma çıkıyor. (ASSS)
After Sam Superior Syndrome 🙂
Belki yazarım ileride Sabahattin Ali de, Nazım da, Hakkari’de yaşayan kardeşimin bağlaması da, yağmur sesine karışmış şarkıların sözleri de. Kübra da ondan çıktı geldi belki.
Bazen sorguluyorum tabii.
Kendiliğinden mi oluyor?
Ben mi çekiyorum?
O yönüne mi odaklanıyorum?
Kendime göre mi büküyorum?

Bütün bunlar arasında bir denge kurmaya çalışıyorum.

Okursanız/izlerseniz siz de sorun kendinize;
Olanları o mu çekti üstüne? Kendi görmek istediği kısmına mı odaklandı? Kendi istediği gibi mi büktü gerçeği? İnandığı için, gerçek olan o muydu? İnandığı artık gerçek mi olmuştu? Kendi inandığına mı inandırmaya çalışıyordu herkesi?
Bütün bunlar arasında bir denge kurmaya çalışın.

Sonra dönüp bir de kendinize sorun.
Neye inandınız?…

Tartışmaya kapalı tabii. İnandım diyenle tartışılmayacağını biliyorum.
Gerçek de oradaydı.
Bizi izliyordu.

Senin anlam sandığın, anlamanın bile isteye reddedilmesinden başka bir şey değildir.

Kübra – Afşin Kum

Gelelim 8 bölümlük Kübra dizisinin bana göre en can alıcı bölümüne. Olay, ortam ve kişileri dışarıda bırakayım ki işin tadı kaçmasın. Onun için biraz değiştirerek, kimin söylediğinden ziyade ne söylendiğine bakalım.

… karar alma mekanizmalarında, irrasyonellik (akıl dışılık) olduğunu teorik olarak biliyordum. Zamanla, mekanizmanın neredeyse tamamının bu şekilde çalıştığını öğrendim. Duygularınla hareket ediyorsun.
Yalnızca seçim yaparken değil, sorunu tanımlarken de!
Bazıları için bu birden fazla duygunun birleşimi.
Korku, Şaşkınlık, Coşku…
Verdiğin tepkiler, aldığın kararlar ve eylemlerin bu duyguların birer sonucu.

Senin anlam sandığın, anlamanın bile isteye reddedilmesinden başka bir şey değildir.

“Ben bu kadar derinlere dalamam, takılıcam işte.” diyenler için;

Kübra Dizisi Oyuncu Kadrosu

Çağatay Ulusoy
Aslıhan Malbora
Ahsen Eroğlu
Nazan Kesal
Cihan Talay
Aytek Şayan
Ahmet Mümtaz Taylan
Cemalettin Çekmece
Erdem Şenocak
Yayın platformu: (Netflix)

Kübra (Kitap hakkında)

“Bu vücudun, bu varlığın bir özelliği olmalı.
Ben dediğim şeyin ben olmasının bir anlamı olmalı.”
Gökhan Şahinoğlu bir imalat atölyesinde çalışıyor.
Bir gün telefonuna bir süredir parçası olduğu sanal arkadaşlık grubundan
Kübra adlı kullanıcının mesajı düşüyor. “Sen farklısın.”
Mesajların sayısı arttıkça Gökhan’ın merakı da artıyor.
Zira Kübra, Gökhan ve çevresindeki herkes hakkında haddinden fazla şey biliyor.
Umarım herhangi bir yerde kitaba dair bundan fazlasını okumazsınız. Kitabın da, dizinin de tadını kaçırabilir.

Muhtemelen bu yazdıklarımı okumayacaksın. Belki kitabı da okumayacak, diziyi de izlemeyeceksin. Üzerine düşünmeyeceksin de.
Eee o zaman iyi seyirler.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Yorum yaz | Görüntüle

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu

Dengeliyorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Reklam Engelleyici Algılandı

Bağımsız yazı/yorumlarımıza destek vermek için lütfen sitemize özel devre dışı bırakınız. Reklam gelirleri; domain/sunucu giderleri için kullanılmaktadır.