Romanya Turu: Transalpina -devamı-

2018’de Transalpina ve Transfagaraşan yollarını deneyimlemek için motorla yaptığımız Romanya Turu yazıma burada devam ediyorum (Çok uzun olunca, size okuma kolaylığı sağlamak için böldüm). Yazının birinci kısmı için buraya tıklayınız.

romanya turu transalpina
Yola Urdele Pass’in arka (görünmeyen) tarafından başladık.

Bir önceki yazımda Transalpina’yı güneyden kuzeye doğru geçeceğimizi ve önce zirveyi göreceğimizi yazmıştım.

Mevsim Ağustos, Transalpina rampasını tırmanmaya başlamadan önce, aşağıda 35 derece sıcaklıkta bir hava vardı.

romanya turu transalpina
Gördüğümüz ilk Transalpina tabelası ile, motordan bile inmeden bir selfie yaptık. Hava sıcak, trafik de var, in-bin / giyin-soyun uğraşmadık.

Zirveye doğru giden yol, oldukça düz bir yol. İleride bir benzinlikte durduk. Çünkü yol boyunca bir daha benzinlik olmayacaktı.

transalpina
Giden ve dönen pek çok motorcu burada mola veriyordu.
transalpina
Benim kaşlarım çatılmıştı çünkü halen çok sıcak olmasına rağmen ileride hava bulutlu görünüyordu.
transalpina
Benzinlikten ileriye doğru manzara… Hava dakikalar içinde kapattı…

Ekipman konusu önemli!!!

Açıkçası Romanya turu planlarken, genelde motorla uzun yol yapmadığımız için, bazı ekipmanları yeni edinmiştik.

Benim ekipman konusunda hiç bir bilgim yoktu. Bir Yamaha dört mevsim montum vardı ama XY, onun yetmeyeceğine karar verdi. Bana yeni bir Held mont ve TCX Jupiter botlar sipariş etti. Yine de yola çıkarken ikimizin de motor pantolonu yoktu ve yanımıza yağmurluk falan da almamıştık. Daha sonra anlayacağımız üzere, bu çok büyük bir hataydı.

Romanya turu yapacağım diyorsun ve yanına yağmurluk almıyorsun, doğru düzgün korumalı bir pantolon giymiyorsun! Olacak iş değil… Siz sakın yapmayın… (Gerçi şimdi bunu söylemek kolay ama aslında zirveye çıkmadan önce hava o kadar sıcaktı ki, trafikte bir an için durunca bile montları çıkartmak istiyorduk, hatta Bükreş trafiğinde ben ara ara kaskı bile çıkartıyordum. Montun içinde kaldığımız sürece, fırında alüminyum folyo içinde pişirdiğimiz yemeklere benziyorduk ve sürekli terleyip sıvı kaybediyorduk. Dolayısıyla gerek hazırlık aşamasında gerekse de yolda, yağmurluk, bir an bile aklımıza gelmemişti)

Hatta benim bir yeleğim bile yoktu, sadece yolda herhangi bir yerde polis (trafik) illaki isterse diye, turuncu bir ikaz yeleği (inşaatlarda giyilen türden) almıştık. O zamanlar yelek giymek istemiyordum, şimdi kesinlikle buna karşıyım, özellikle uzun yolda mutlaka giyilmeli. Çünkü yaz bile olsa, havanın kapatıp kapatmayacağını, sisli bölgeye denk gelip gelmeyeceğinizi, bir şekilde yolun uzayıp karanlığa kalıp kalmayacağınızı asla bilemezsiniz. Ağustos’un ortasında bile gitseniz (tecrübeyle sabit) görünürlüğünüzü arttırmak için mutlaka bir yeleğiniz olmalı.

XY: Sınırdan çıktığınız anda, alıştığınız, bildiğiniz havaları unutun. Nerede, ne zaman kapatacağı belli olmuyor. motorla Avrupa’nın herhangi bir yerine seyahat etmeyi planlıyorsanız, yanınıza alınacaklar listesine yağmurluğunuzu muhakkak ekleyin. Yoksa, alın!

Bunun dışında, Romanya turu için gerekmese de; Schengen bölgesinde zaten arabalılara bile yelek şart. Mesela Avusturya’da otoban kenarında durup arabadan inmek isterseniz, yeleksiz olmanın cezası var. O anda bir araç gelip size vursa, ölseniz bile; karşı taraf hiç ceza almaz çünkü yeleksiz olmak sizin hatanız. Yanımıza aldığımız turuncu yelek de, yıllar önce Avrupa’ya arabayla ilk çıkışımızda bu sebeple alıp arabaya attığımız yelekti. Hiç kullanılmamıştı.

Romanya’da “peynir” tadını yeniden hatırladık!

Zirveye doğru çıkarken yolda, seyyar satıcıların peynir, yiyecek ve ufak tefek hediyelik eşyalar sattığı 3 tane mola noktası geçtik. Bu noktada duran tek ya da grup motorcular vardı. Biz benzinlikte daha yeni mola vermiş olduğumuz için durmayı düşünmedik.

Biraz daha ileride güzel kafe ve restoranların da olduğu oteller bölgesi vardı. Pek çok araba ve motorun olduğu bu kalabalık bölgeyi geçince, yol ıssızlaştı. Oteller bölgesinin, zirveden önceki durulabilecek son yer olduğunu anladık.

Derken yağmur atıştırmaya başladı. Ne yapsak diye düşündük ve bir bilene sormaya karar verdik. Geri göndük, oteller bölgesinden tekrar -bu sefer ters yönde- geçtik ve bir önceki mola noktasındaki, yağmurun huyunu suyunu iyi bileceklerini düşündüğümüz, Romanya plakalı motorculara sorduk. “Burada yağmur başlarsa ne kadar sürer, gelip geçer mi, yoksa bütün gün yağar mı?” dediğimizde, bize geçidin yönünü gösterdiler ve bu yönde hava açılmadığı sürece devam etmeyin dediler. Tam o sırada bulutlar olduğumuz yere de geldi ve yağmur bırakmaya başladı.

Biz de apar topar motorlara atlayıp geri döndük. Bir önceki mola noktasında henüz yağmıyordu ve orada tekrar durduk. Romanyalı motorcularsa, çoktan o günkü gezilerini iptal etmiş, basıp gitmişlerdi. Bu mola noktasında, kime sorsak derken, eyvah! yağmur oraya da geldi.

Nihayet kaça kaça en son mola noktasına döndük. Burada motorlu bir çiftin yağmurluklarını giymekte olduklarını gördük. (1100GS 🙂 ) Biraz sohbet ettik, Sofya’dan geldiklerini öğrendik. “Biz yağmura dalacağız, isterseniz birlikte sürelim” dediler.

O sırada yıldırım düşmesinden çok korktuğum için yağmurda sürüşe şiddetle karşı çıkan ben (çünkü ileride gökyüzü yanıp yanıp sönüyordu), oteller bölgesine dönmeyi ve bir kaç saat takılmayı, hava açarsa devam etmeyi, yoksa geceyi otellerin birinde geçirmeyi öneriyordum. Hatta önermiyor, böyle yapalım diye XY’nin başının etini yiyordum.

Sofya’lı çiftin teklifini reddettik. O sırada, bizim de o yağmura dalacağımızı ve çok eğleneceğimizi bilmiyorduk. Bizim bir fotoğrafımızı çektiler (biz de onlarınkini çektik). Ne yapacağımıza karar verememiş halde oteller bölgesine (yağmura) doğru yola çıktık.

romanya turu transalpina
Sofya’lı çiftin çektiği fotoğrafımız. Gideceğimiz taraf ise sol taraf ve o yönde hiç bir şey görünmüyor.

Oteller bölgesine kadar biraz ıslandık ama önemli değildi, zaten ya yağmur durana kadar orada duracak (o arada kuruyacak) ya da geceyi komple orada geçirecektik (tabi bu sadece benim fikrimdi). Yani ıslanıp ıslanacağımız sadece bir kaç kilometreydi. Gidip bir restoranda oturduk.

transalpina
Güldüğümüze bakmayın, ben “kalalım” diyorum, XY “gidelim” diyor. Tartışma halindeyiz. Hava da serinledi, tişörtle oturacak hava yok.
transalpina
Restoranda otururken yağmur iniyor. Motorumuz tam karşımızda.

Garson sipariş almaya gelince XY kahve söyledi, ben de kahve istedim. “Sen önce bir menüye bak, belki değişik bir şey tatmak istersin” dedi (çünkü biliyor, değişik şeyleri denemeyi sevdiğimi). O anda aç olmadığım için sadece kahve istesem de, çorba içmem için ısrar etti. En sonunda kabul ettim. Şimdi hala o çorbayı içtiğime şükrediyorum. İnanılmaz bir enerji ve dayanıklılık verdi.

romanya turu, romanyada ne yenir
Romencesi “Ciorba” olan çorba. Günün çorbası, bol etli bir sebze çorbasıymış, gayet de lezzetliydi.

Ben orada oturup yiyip içtiğimiz süre boyunca gergin ve XY’yi yola çıkmamaya ikna etmeye çalışır haldeydim. Sürekli gök gürlüyordu ve şu an 40 yaşındayım ama bundan hala korkarım. XY ise yola devam etmek istiyordu çünkü yağmur o kadar çoktu ki, ertesi gün bile duracağı şüpheliydi.

Gitmek ya da gitmemek. İşte bütün mesele bu!

Bir noktada bana “hazırlan, gidiyoruz” dedi. Üzerimize giyebileceğimiz ne varsa giydik. Montumun içliğini taktım. Üzerime o meşhur turuncu yeleği giydim. Bluetooth yıldırım çektiği için intercom cihazlarını söktük. En son lavaboya gittim ve aynaya bakıp kendime cesaret verdim. “Korkma, yapılacak bir şey yok, artık yola çıkıyoruz, Allah’ın izniyle hiçbir şey olmayacak” dedim.

Lavabodan döndüğümde ise yağmur daha da artmış XY yola çıkmaktan vazgeçmişti. :):):) Ama ben artık çok hazırdım, “saçmalama, gidiyoruz, haydi Bismillah!” dedim. Ve çıktık.

Acemilik tabi…

Şaaapssss!!!!

Hani dilimizde “donumuza kadar ıslanmak” diye bir deyim vardır ya… Hah, işte biz önce iç çamaşırımızdan ıslandık. Çünkü motorun üzerinde sele filesi takılıydı ve onu çıkarmak, silkelemek aklımıza hiç gelmemişti. Motora oturur oturmaz filenin içine dolan bütün suyla “doğrudan bir buluşma!” yaşadık.

Bir kaç yüz metre gitmiştik ki, bir su birikintisinin içinden geçtik ve benim botlarımın üzerinden içeri (bağcık kısmından) olduğu gibi su doldu. (XY: Bir dakikada, iki gol birden yedik)

Bu arada yağmurdan hiç bir şey görünmediği için vizörlerimiz açıktı ve bardaktan boşalırcasına yağan yağmur kaskların içine de dolmuştu. Çok kısa sürede havuza düşmüşçesine ıslandık ve işte bundan sonra zevk almaya başladık. Zaten zirveye de varmıştık.

Doğa o kadar büyük, bizden o kadar güçlüydü ki, istese bizi bir anda yok edebilirdi. O teslimiyetimiz ve o anda keyiften attığımız çığlık ve kahkahaları kelimelere dökmem mümkün olmaz. Her şimşek ve gök gürültüsünde bir çığlık ve peşinden kahkaha! Urdele geçidinden döne döne inerken rüzgarın yönü yağmuru yüzümüze vuracak şekilde her estiğinde, bir çığlık ve kahkaha daha… Bu sırada ağzımızı açınca sular ağzımıza bile doluyor. Yağmur değil, sanki üzerimize hortumla su tutuluyormuş gibi…

Allah için, montum hiç su geçirmedi (teşekkürler Held). Su, sadece yaka kısmımdan içeriye girdi.

Bir noktada yağmur hafifledi ve 1 dakika kadar durup fotoğraf çekebildik. O sırada hava 13 derece, rüzgar şiddetli ve biz sırılsıklamdık. Yani bizim için hissedilen sıcaklık rahat bir 10 derece daha düşmüştü (iyi ki ciorba’yı içmiştim).

romanya turu transalpina
Hayatımın en mutlu anlarından biri…
romanya turu transalpina
Islak ve perişanız. titriyoruz ama çok mutluyuz…

Yola devam ettikçe, rakım biraz düştükten sonra yağmur hafifledi ve durdu. Rüzgar ve motorun sıcağı ile bacaklarımızdan başlayarak hızlıca kuruduk.

transalpina
Sırılsıklam ıslandığımız zirveden 1 saat ilerideki bu gölün yanından geçerken, neredeyse %75 kurumuştuk bile.

Artık yol ormanların içinden devam ediyordu.

transalpina
Yol kenarında durup yan çantanın üzerinde minik bir piknik yaptık. Ciorba içmeyenimiz, acıkmıştı!
romanya turu, romanyadan ne alınır
Bir önceki gün marketten aldığımız ekmek-peynir v.s. (Bu noktada Romanya Turu yapacaklara bir tavsiye: Bu ülkenin peynirleri çok iyi, yerel peynirleri tereddüt etmeden alabilirsiniz. Biz, daha önceki gidişimizde de almış, tadına doyamamıştık.)

Bu piknikten yaklaşık iki saat sonra Transfagaraşan’dan çıktık. Gece konaklayacağımız yer olan Sibiu‘ya varana kadar arada güneş çıksa da 2 kez daha yağmur yağdı. Ancak artık en küçük bir korkumuz ya da çekincemiz kalmamıştı. En zorlusunu geçmiştik.

Tabii ki ben artçı olarak ne kadar sadece yıldırımdan korksam da, XY’nin o virajlı yolları, o yağmurda geçmekle ilgili çok farklı bir tedirginliği vardı. Ama zirvedeki (en sıkıntılı yer) yol tutuşumuzu gördükten sonra, zaten o da rahatladı. Çok şükür motorumuz ve lastiklerimiz bize hiç problem çıkarmadı, en küçük bir kayma ya da denge kaybı yaşamadık. Bu noktada Anlas’ın Capra R lastiklerini gözümüz kapalı tavsiye ederiz. Elbette asfaltın da hakkını vermek lazım, yolun kıvrımlı ve tehlikeli olduğu yerlerde, asfalt çok kaliteliydi. Zaten genel olarak Transalpina’da asfalt, bir sonraki gün geçeceğimiz Transfagaraşan’dan çok çok iyiydi (iyiymiş yani, bunu sonra anladık).

Tabii ki bu yazım, tecrübesiz ve eğitimsiz sürücülerin gözlerini karartıp yola çıkmalarına sebep olmasın. Daha uzun yıllar motorun tadını çıkarabilmek için, tedbiri bir an bile elden bırakmamak gerek.

Sorusu olan?

Romanya turu, bizim için bir sonraki gün Transfagaraşan’da devam etti ve daha sonraki yazılarımda mutlaka yer vereceğim. Sizin de aklınızda Romaya’ya gitmek varsa bize soracağınız şeyler olursa elimizden geldiğince mutlaka cevaplamak isteriz, ayrıca buradan bir Romanya turu ile ilgili pek çok tavsiye alabilirsiniz.

Bizim için çok değerli bu hikayeyi dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Buraya kadar beni okuduğunuz için teşekkür ederim. Siz de bu iki geçitten birine ya da sizin için böyle özel ve keyifli olan farklı bir yola dair hikayenizi, yorumlarda bizimle paylaşırsanız çok mutlu oluruz.

Tekerinize taş değmesin…

transalpina
Transalpina çıkışına doğru son bir kare…

Motosiklet ile Bulgaristan-Romanya turunda çektiğimiz görüntülerin sıralı listesine bu oynatma listesinden ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=xw6eSMq19P8&list=PLXFVq7UWzJxA9I1rqH-_AdvMsI0hJIdDP

2 thoughts on “Romanya Turu: Transalpina -devamı-

Ya sence?

%d blogcu bunu beğendi: