Motosiklet – Kamp Rotaları Kıyıköy – İğneada

Yol notları 1 – İstanbul çıkışlı İğneada – Edirne – Saroz

Vee bugün 5 Haziran. Yolculuk başlar

Beni uğurlayıp arkamdan su dökmek için sevgili Ünzüle & Gökhan sabah benle Rumeli Feneri’ne geldiler.

E o zaman; hadi bakalım…

Selam Dostlar.

Ruhuma Yolculuk seyahatimin ilk gününü tamamladım. Rotamda ufak tefek sıkıntılar oldu. Önce Ağaçlı tarafına çıktım. Niyetim kıyıdan gitmekti. Şantiye halindeymiş, izin vermediler. Geri dönmek zorunda kaldım.

Ardından Çilingöz Tabiat Parkı’nın kuzeyinden (denize sıfır) gitmek istedim. Ancak, o yol da geçici olarak kapatılmış. Mecburen Çilingöz ormanının içinden geçtim. 10 küsur km. fena toprak yol. Neyse; yükümle toprak yol antrenmanı da yapmış oldum bu sayede.

Kıyıköy limanda kahve molası verdim ve oradan şehir içine girdim.

Yol ağzında gelin konvoyuna yol vermek için durdum. Bir vatandaş kendini gelin arabasının önüne attı. An be an izliyorum. Adam bahşiş alacak ya, ne göreyim. Bahşiş yerine 35 lik rakı verdiler arabadan. Vay arkadaş Trakya ne güzel yer. İyi ki serde Trakyalılık var (Selanik- Manastır).

iğneada
Ep gene Trakya be ya 🙂

Yeter mi? Yetmez…
Ben konvoyu beklerken bir adam geldi ve vaktiniz  varsa bir çay ikram edeyim dedi. -“Hay hay”…

Kıyıköy Köşk Restoran’ın sahibi Hakan Başar (instagram linkleri aşağıda). O da iki teker sevdalısı, KTM 1050 kullanıyor. Algıda seçicilik, benim Vagabond’un sesini duyunca çıkıp yolumu çevirmiş. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın. Güzel insan…

Kıyıköy ’den çıkınca, Demirköy yolundan, ağaçların arasından tatlı tatlı virajlarla İğneada ’ya hasıl oldum. İğneada ‘da yine motosiklet sevdalısı, buraya yerleşik bir çiftle yolum kesişti. Sevgili Erdal Özgüner (aynı isimle Facebook hesabı var) kamp yapacağım yeri bulmama ve kamp alanına yerleşmeme nezaret etti. Sağ olsun, var olsun. Bir güzel insan daha…

Saat 20.00’i geçse de ilk iş deniz sezonunu açtım. Sonra da ufak bir alışveriş ve benzin ikmalini tamamlayarak kampta Tuborg eşliğinde afiyetlendim.

Çadırı kurmaya üşendim. Hamağımı kurdum. Bakalım nasıl olacak.

Yarın sınır hattından Edirne beni bekler…

Yarın akşama kadar hoşçakalın…

2. Gün İğneada – Selanikli’nin yeri – Edirne

Prolog: Biz güzel bir camiayız…

Merhaba dostlar,

Yolculuğumun ikinci gününden notlarım.

Öncelikle, dün geceye dair şunu belirtmek isterim. Akşam saat 20.30 gibi denize girebilecek kadar güzel olan hava, gece beni yanılttı. Hadi çadır kurmayayım, cibinlikli hamağımda yatayım dedim. Gece full motor kıyafeti, üstüne uyku tulumu kurtarmadı. Sabaha karşı 3 gibi resepsiyon gibi olan yerdeki tek kişilik koltukta uyudum, uyandım. Sabah 07.00’de de kalktım. Neyse; güne pek olumsuz yansımadı. Bu akşam güzel dinlenirim.

Sabah; İğneada Beğendik köyüne çıktım ve Bulgaristan sahilini izledim. Ardından bir yola girdim fakat daha birkaç yüz metre gitmişken, karşıma askeri nizamiye çıktı. Asker arkadaşlara kolaylıklar dileyerek geri döndüm ve rotama başladım. Sislioba’ya geldiğimde öğrendim ki, köylere giden tali sınır boyu yollar I. Derece yasak bölgede kalıyormuş. Dolayısıyla geri dönüp Polivor Çiftliği’nin yanından (11 km toprak yol) Avcılar Köyü’ne devam ettim ve oradan tekrar yola bağlanıp Demirköy’e geldim.
Demirköy’e (İğneada istikametinden) gelmeden hemen önce “Meşhur Selanikli’nin Yeri” adlı güzel bir kır restoranı var. Birkaç sene evvel deneyimleme fırsatım olmuştu. O günkü lezzeti halen daha geçerliyse tavsiye ederim. Zira bugün Pazar ve kapalıydı. Ben de bahçesinde oturup sevgili Ünzüle ve Gökhan’ın bana hazırladıkları ev yapımı çıkınımı açtım.
Demirköy’den, Dupnisa Mağarası yoluna girdim. Mağarayı daha önce gezdiğim için pas geçtim. Görmediyseniz tavsiye ederim.

Motosikletle kamp-iğneada
Demirköy’den, Dupnisa Mağarası yoluna girdim.

Dereköy, Küçünlü, Kofcaz ve bulmacaların vazgeçilmezi Lalapaşa üstünden Edirne’ye vardım.

Yollarda neler mi vardı?
Gün ışığı girmeyen orman yolu, yanından dere akan yollar, tarım alanları, köyler, köyler ve yine köyler. Bol bol asfalt dışı yollar, geçilen dereler, kafanı, elini yüzünü yıkayıp sularını tazeleyebileceğin bir dünya çeşme, eşekler, inekler, yeni yavrulamış koyunlar. Ha ilk defa avuç içim kadar yavru bir kaplumbağa gördüm.

En güzeli en sona.
Bilirsiniz bol bol trafik tabelası vardır ceylan sıçraması ile resmedilen. İşte bugün o ceylana denk geldim. Aramızda yaklaşık 200 mt. vardı. Giden motoru stop ettim. Ben durdum, o kaçtı. Fotoğraflayamamış olsam bile, görmüş olmam yeter.

  • Motosiklet kamp rotaları 2. gün
  • Motosiklet kamp rotaları 2. gün
  • Motosiklet kamp rotaları 2. gün

Yoldayken TMP (Türkiye Motosiklet Platformu) Edirne İl Temsilcisi sevgili Alper Doğruöz aradı. Sağ olsunlar hem başkan sevgili Zafer Fatih Özsoy hem de dostum Gökhan Yenigün Edirne’ye doğru yolda olduğumu söylemişler. Alper kardeşim hemen konumunu gönderdi, buluştuk ve çok güzel ağırladı. Yarın da iki teker sevdalısı Edirneli dostlarla tanışıp, birlikte kahvaltı yapacağız.
Sohbetten sonra ver elini Saroz Erikli.
Kalın sağlıcakla.

3. Gün

Prolog: Biz güzel bir camiayız…

Sevgili Dostlar bu gün 3. Günü tamamladım ve Edirne Merkezden Saroz körfezine, Erikli’ye geldim.

Zor geçen bir önceki akşamın intikamını alırcasına sabah 9’a kadar uyudum.  Sonrasında EMOD (Edirne Motosiklet Derneği Spor Kulübü başkanı ve TMP (Türkiye Motosiklet Platformu) Edirne il temsilcisi sevgili Alper Doğruöz dostumun önderliğinde kulüp üyesi iki teker sevdalılarıyla, yine aynı camiadan sevgili Gülkan Akan’ın Gar Fırın adlı otantik mekanında (mekanı ayrı bir postta anlatacağım) kahvaltı yaptık.

Alper dostum ve ekibi çok güzel şeyler yapıyorlar. Mottosu; “Edirne’yi Motosiklet Şehri Yapacağız”. Valilik desteği ile Enduro eğitim ve yarış pisti ilk büyük projeleriydi ve oldu. Kolay gelsin kardeşler. Sohbet öyle koyuydu ki saati 13.30 yapmışız. Vedalaşıp yola koyuldum.

Edirne’den Meriç’e, oradan da Enez’e sürdüm. Yine köy yollarını kullanarak sınıra yakın yerlerden geçtim. Hatta zaman zaman teğet geçtim bile diyebiliriz. Kâh toprak, kâh daracık köy yollarında, sulak çeltik tarlaları, uçsuz bucaksız tarım alanları arasında sürerken bol bol sınırlarımızı koruyan askeri araçlara selamlaştım. Dört ayaklı dostlarımızdan yine, kedi, köpek, inek, koyun ve kaplumbağa ile yollarım bol bol kesişti. Hatta bu gün önümden bir tavşan bile koştu.

İğneada
“Ve beklenen yağmur Meriç’te beni yakaladı.”

Sonrasında epey bir yağmurla sürdüm.
Niyetim; Enez’den Erikli’ye sahil bandından gelmekti. Ancak giriş kısmı, -ki ne kadarı böyledir bilemiyorum- toprak yol olunca, yağmur ve toprak ikilisini tadımlamak istemedim ve rotamı az değiştirdim.

Şimdi, Saros Çetin Apart Otel ’deyim. Bu mekâna geliş hikayem de çok hoş. Dün akşam Facebook Afrika Twin X Riders grubumuzdan sevgili Ülhak Umut Çetin dostum bir mesaj attı.
“Yarın Erikli ‘ye geliyormuşsun. Ben maalesef sabah İstanbul’a döneceğim ama orada otelim var. Odanı hazırlattım, misafirimsin.”
Harika değil mi? Not edin dostlar, yolunuz Erikli’ye düşerse adresiniz belli.

Epilog: Biz hakikaten güzel bir camiayız.

Gar Fırın

Edirne’de otantik bir mekan, Gar Fırın’ın hikayesi.

Motosiklet sevdalısı Gülkan Akan ve eşi İstanbul’da uzun yıllar beyaz yakalı olarak çalışmışlar. İstanbul’un o insanı bitiren temposunda günde 4-5 saatlerini yolda debelenerek geçirirken; “biz ne yapıyoruz” deyip, işlerinden istifa ederek, memleketleri Edirne’ye dönüyorlar. Ve bu harika mekânı açıyorlar. Karı, koca işlerinin başındalar. Mekânın her köşesinde ve özellikle lezzetlerinde kadın eli değmişliğinin zarafeti var.

Bu arada mekân motosikletlilerin ikinci adresi.
Her daim kapının önünde park etmiş ve içeride keyif yapan bir iki tekerciye/lere denk gelebilirsiniz. Garanti!

Bu arada beyaz yakalılık yine Gülkan’ı ucundan yakalamış. O; aynı zamanda Motul’ün bölge yöneticiliğini de yapıyor.

Yolunuz açık olsun Akan ailesi…

Gar Fırın: Karaağaç Mah. İstasyon Cad. No.22 / 05331468993

Gar Fırın – Edirne

Motosikletle Türkiye Turu Hakkında Giriş Yazısı

Sonraki Yazı: Motosiklet – Kamp Rotaları Kıyıdan Çanakkale İzmir

Güncelleme 19 Aralık 2021 by dengeliyorum

2 thoughts on “Motosiklet – Kamp Rotaları Kıyıköy – İğneada

Ya sence?