Zeytin Ağacı Dizisi

Zeytin Ağacı dizisi Netflix’te 28.07.2022 tarihinde yayına girdi. “Modern kadın”ın kafa yorduğu konulara ışık tutarak kısa sürede popülarite kazandı. Hedef kitlesine doğrudan hitap eden ve ünlü oyuncuların yer aldığı, çok konuşulan bir yapım oldu.

zeytin ağacı dizi

Zeytin Ağacı Künye

Zeytin Ağacı senartisliğini Nuran Evren Şit‘in yaptığı bir dizi. Üç kadın arkadaşın Cunda’ya düşen yollarının ve hayatlarındaki kırılım anlarının peş peşe gelmeye başlamasının hikayesi.

Başrolleri Tuba Büyüküstün, Seda Bakan ve Boncuk Yılmaz’ın paylaştığı dizide; Füsun Demirel, Murat Boz, Fırat Tanış, Serkan Altunorak, Rıza Kocaoğlu, Umut Kurt gibi ünlü oyuncular ve popüler isimler de yer alıyor.

Yönetmenliğini Burcu Alptekin‘in yaptığı 8 bölümlük dizi, keyifli bir yaz dizisi. Tuba Büyüküstün ve Murat Boz’un oyunculuğuna rağmen bir çırpıda izleniyor.

Zeytin Ağacı Yorumlar

Burcu Alptekin, bir yaz dizisine uygun olacak şekilde Cunda havasını yaşatmakta çok iyi iş çıkarmış.

Kısa bir süre önce Aşkın Kıyameti adlı spiritüel olmaya yeltenip, yüzeysel kalmış filmi izledim. Bana göre; Yılmaz Erdoğan ve Hilal Saral, bir şeyler yapmak istemişler fakat ellerine yüzlerine bulaştırmışlardı. Dolayısıyla, bu kadar kısa süre sonra; yerli bir spiritüel yapım daha izlemeyi tercih etmezdim. Neyse ki Zeytin Ağacı’nın fragmanı, spiritüel olduğu hakkında bana fazla ipucu vermedi.

Zeytin Ağacı, “Türkiye’de spiritüel yapım nasıl olur?”, “nasıl olursa iyi olur?” sorularına, gayet net cevap veriyor.

Zeytin Ağacı Dizisi Fragmanı

Kalıtsal Aile Travmaları

Nuran Evren Şit, Zeytin Ağacı projesinde, 3-4 sene önce okuduğum Mark Wolynn tarafından yazılmış Seninle Başlamadı kitabını referans almış.

“Kalıtsal Aile Travmalarının Kim Olduğumuza Etkileri Ve Sorunların Üstesinden Gelebilmenin Yolları” alt başlığını taşıyan bu kitapta yer alan aile dizilimi, psikodrama ve daha pek çok metod, dizide Fırat Tanış‘ın canlandırdığı Zaman Bey karakteri tarafından uygulanıyor.

Eril-Dişil Dengesi

Zeytin Ağacı, popüler konulardan Eril Enerji-Dişil Enerji konusuna da çok yer veriyor..

İş hayatının baskısıyla eril yanına ağırlık vermek zorunda kalmış “modern kadın”, dişil tarafını yeniden keşfediyor. Bu keşif ve dengelenme çalışması, günümüzün popüler konularından.

Zeytin Ağacı dizisinde de bazı karakterler tamamen dişil yanı, bazı karakterler ise eril yanı temsil ediyor. Dizinin esas kahramanı Ada ise, eril yanı baskın olan fakat dişil yanı ile imtihanda olan bir karakter. Analitik-eril beyni temsil eden mühendis Selim ile sanatsal-dişil beyni temsil eden müzisyen Toprak karakteri arasında gelgitler yaşıyor.

Dizinin genelinden senaristin analitik bir beyinle yazdığı hissini yakalamaksa çok kolay. Benim için bunun en büyük kanıtı, Ada-Selim ilişkisinin Ada-Toprak ilişkisinden çok daha iyi işlenmiş olması. Ada-Toprak ilişkisi bana hiç geçmezken, Ada-Selim ilişkisinde, özellikle yataktaki yüzük sahnesinde göz yaşlarımı tutamadım. Muhtemelen, bunun bir kısmı da, benim de analitik beyinle izlemiş olmamdan kaynaklanıyor.

Dizideki göç hikayeleri, doğal olmayan yollardan ölümler, aile sırları, aldatmalar, kürtajlar v.b. hayatın bir parçası. “Benim ailemde böyle şeyler yok” diyenler, yakından bakmıyordur, diye düşünüyorum. Hem kendi ailemden biliyorum hem de 7 sene karakolun karşısındaki binada oturdum: neler gördüm, inanamazsınız…

zeytin ağacı dizisi

Zeytin Ağacı için olumsuz eleştiriler

Bana Zeytin Ağacı dizisinde inandırıcı gelmeyen tek kısım, kadınların dostluğu. Senaristin dostluğu tanımlama/görme biçimini çok nahif buldum açıkçası. Çünkü deneyimlerime göre, “modern kadın”, birbirinden küçücük de olsa bir parça koparabilmek için, görüntüde dünyanın en şeker insanı olmayı iyi beceriyor.

Kastingde çocuk oyuncu, tarif edildiği yaştan çok daha büyük kalmış. Fırat Tanış da yaşlı bilge rolü için hayli genç kalmış. Eğer bilgeyi kesin olarak Fırat Tanış oynayacaksa, en azından denk görüldüğü Füsun Demirel değiştirilmeliydi. Ben Fırat Tanış’ın dizinin baş rolündeki üç genç kadından biriyle aşk yaşayacağını sanmıştım.

Yukarıda da dediğim gibi, dizinin genel başarısında Tuba Büyüküstün ve Murat Boz’un oyunculuğuna şerh koyuyorum.

İnandırıcılığı olmayan bölümler

Senaryoda akıl almaz bir taraf ise, Ada karakterinin ameliyata elleri titrerken girmesi. Bence daha önemlisi, hastaneye gitmeden önce evde alkol alıyor olması. Başka cerrah olmadığı için ameliyata Ada giriyor. Ancak damarı kestikten sonra, işi başka cerraha devredip çıkıyor.

İlk Ayvalık ziyaretinde yola plansız düşen 2 kadına, Leyla karakteri kendi dolabından bolca kıyafet getiriyor. Hepsi aynı beden olsa bile ayakkabı numaraları da mı aynı? diye, merak etmeden duramadım.

Leyla karakterinin erkeklerin yemek yemesi ile cinselliği yaşama biçimleri arasında bağlantı kurduğu sahne ise çok uzun ve sıkıcıydı. Hatta dizi boyunca sıkıldığım tek sahneydi. Ancak bu, oyuncunun suçu değil, senaryodan kaynaklanıyor. Genel olarak Seda Bakan, dizinin karikatür karakteri Leyla’yı hiç rahatsız etmeyen şekilde, müthiş oynamış.

Biraz da dizinin sonu belirsiz bitiyor. Fırat Tanış’ın emekli olacağını söylediği halde neden emekli olmadığı ve oğluyla olan hikayesi bana göre olması gereken kısımda yok.

Zeytin Ağacı dizisini izlemediyseniz, ayrıca bir de hâlâ tatile gidemediyseniz, kaçırmayın, derim.

NOT: Bu sitede başka dizi yazılarımız da var…

Zeytin Ağacı dizisi üzerinden “ETİK”

Bazı eleştirmenler diziyi etik bulmamış. Videolarını sonuna kadar izleyemedim, 17. dakikada zırvalık olduğunu görüp kapattım. Zaten en başta dakikalar boyunca süren bir saç rengi mevzusu vardı.

Ben de bu eleştirmenleri etik açıdan eleştireceğim:

Ne farkın var?

Popülaritesini arttıracak şekilde onun üzerinden video çekme, eleştiri yazısı yayınlama o zaman. Popüler olan, ses getiren, para kazandıran bir işin arkasından konuşmak da bir ticaret türüdür. İster iyi ister kötü konuşursun, önemli değil. Senin derdin, yapılmış popüler işin ekmeğini yemekse, hele bir de izlenme oranını arttırarak, etikten bahsettiğin videonun önünde ardında bir yerinde beğeni-abonelik isteyerek ekmeğini yiyorsan, etik açıdan diziyi yapandan farkın yok. Dizinin adını videonun başlığına koyarsan, niyetin belli demektir.

Neden Zeytin Ağacı?

Dünya dışı canlılar da varlığı ispatlanmamış şeyler ancak uzaylı filmlerine “etik değil, insanları uzaylılar olduğuna inandıracak bunlar” demiyoruz. Bir yığın “hayatındaki toksik kişileri veya işleri bırakınca sağlığı iyileşen insan” filmi var. “Kiliseye gidip dua eden, duası kabul olan insan” filmi var. Bunların etik olup olmadığını incelemiyoruz ki! Zeytin Ağacı dizisi neden etik olmak zorunda? Alt tarafı içinde bir fikir işlenen bir yaz dizisi. Zengin oğlana aşık olup hayatı kurtulan fakir kız dizileri çok mu etik? “Bütün kızlar hayatını kurtarmak için zengin oğlana aşık olmak isteyecek onların yüzünden!” diyor musunuz?

Spiritüalizm

Kaldı ki, insanın hayatta umuda, bir şeylere tutunmaya ihtiyacı var. Yüzlerce yıllık dinler artık modern insana yetmiyor. Spiritüalizm de burada devreye giriyor. Bunun bir ihtiyaç olduğunu göz ardı edemezsin.

Aşk

Dizide hep aşk konuşulmuşmuş. Sen bir misyon yüklenerek oturduğun videoda dakikalarca saç rengi konuşuyorsun. Her şeyi denkleştirmiş, parası pulu yerinde insanların derdi aşk olacak tabi. Günlük hayatın sıkıntılarından, zamlardan falan söz etsinlermiş. Şaka mısın? Bu dizinin hangi platformda hangi alıcı kitlesine sunulduğunun farkında değil misin? Dizide Ada denilen kadının kocası, oturdukları o koskoca siteyi yapan mühendis. Kendisi deve yüküyle para kazanan cerrah. Senin maddi durumunla, senin dertlerinle aynı dertleri taşımaması normal değil mi? Kaldı ki kafa dağıtmak için dizi izliyoruz. Bu bir sanat filmi değil, belgesel değil, haberler hiç değil. Kanserin önüne geçmişmiş aşk. Zaten geçtiği için kadın iyileşiyor. Kadın kansere odaklanıp acı dolu bir yaşam sürseydi iyileşmeyecekti belki, bu şekilde iyileşmesi dizinin ana fikriyle gayet tutarlı.

Bilinmeyenler

Burada anlatılan şeye inananları küçümsüyorsun. Ben de seni, emin olamayacağın bir şeye açık kapı bırakmadığın için küçümsüyorum. Ben moleküler biyoloji ve genetik okudum. DNA’da “travma bölümü” diye bir şey olmadığını en iyi bilen kişilerden biriyim. Öte yandan, bildiğimizi sanarak anlattığımız her şeye “bugünkü bilgimizle” şerhini koymak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu yüzyılda hâlâ, bildiklerimiz bilmediklerimizin yanında bir nokta kadar kalıyor. Genetik materyal ilk keşfedildiğinde, onun kaderimiz olduğu sanılıyordu. Halbuki orada yazılı olan her şey gerçekleşmiyor. Yani diyelim hastalık geni taşıyorsun ama o gen paketinin açılıp açılmayacağı senin yaşam tarzına, psikolojine falan bağlı. Bağırsağın ikinci beyin gibi olduğu bile daha yeni yeni keşfediliyor. Dolayısıyla travmaların genetik aktarımı henüz kanıtlanmasa da gerçek olabilir.

NOT: Aile dizimi dedikleri metod bana da inanması güç geliyor. Hani o “role bürünme” kısmı. Yani kalıtsal aile travmasına inanmak ile aile dizilimi parodisine inanmak aynı şey değil. Fakat çok merak ediyorum, onu da itiraf edeyim. Sonuçta, “Biz katıldık, şu ortaya çıktı, bu ortaya çıktı” diyen bir sürü insan var. Şey gibi herhalde: 12 burç tarif et, elbet milyarlarca insanın bir kısmına uyar. Uyanların yapacağı propaganda sana yeter. Üstelik çok da eğlenceli. On numara sektör işte. Alan razı, satan razı.


Naif mi, nahif mi?


Naif kelimesinin kökeni Fransızcadan geliyor. Fransızca “naïf”, İngilizce “naive” sözcüklerine karşılık olarak kullanılıyor. Özellikle sanatsal alanlarda kullanılıyor.
Nahif kelimesinin kökeni Arapçadır. Nahif, gündelik yaşantıda fonetik olarak yanlış kullanılan tabirin orijinal halidir. Yani nezaket sahibi kişiyi tanımlamaya yönelik olan tabir budur.

Güncelleme 27 Kasım 2022 by dengeliyorum

Ya sence?