Cadı olduğu gerekçesiyle öldürülen son kadınlar

Avrupa’da kabaca 1480-1750 yılları arasında yapılmış cadı avında, 40-60 bin arasında kadının cadılık suçuyla yargılanarak idam edildiği birçoklarımızca bilinir. Bu can acıtan gerçeğin yanında…

cadı yakma
Fotoğraf İtalya Verona’da bir meydandan. Üzerine çok bir şey söylemek istemiyorum.

Peki Cadı olduğu gerekçesiyle son kadınlar Avrupa’da öldürülürken:

*Yunanistan’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılmış olduğunu,

*Karl Marx’ın akademik kariyerini yapmaya çalışıyor olduğunu,

*İlk çikolata, poşet çay, kibrit, elektrik transformatörü ve dinamonun üretilmiş olduğunu,

*Buharlı gemiler-trenler-itfaiye ve yolcu arabalarının kullanılmaya başlandığını, hatta ilk buharlı (atsız) araba kazasının gerçekleşmiş olduğunu,

* İskoçyalı bilim adamı James Bowman Lindsay tarafından ışık veren ilk elektrik lambasının bile bulunmuş olduğunu biliyor muydunuz…

Evet şaşırtıcı, çünkü Avrupa’da cadılık gerekçesiyle işlenen son kadın cinayeti, hiç tahmin etmeyeceğiniz kadar yakın.

Avrupa’da bilinen son cadı avı

Krystyna Ceynowa cinayeti

1836’da Prusya’da (1713-1867 yılları arasında, bugünkü Polonya’nın olduğu topraklarda, kendisine Prusya Krallığı adını veren Alman devleti) bir balıkçının dul karısı olan Krystyna Ceynowa, halk tarafından, cadı olmakla itham edilir.

O dönemde yetkililer, artık yasalarda olmayan “cadılık ile ilgili mahkeme”yi yapmaya yanaşmaz. Ancak yasalar artık suç olarak tanımlamasa bile cadı olmak, halkın gözünde hala suçtur.

Asla kiliseye gitmemesi ve evinin bacasına kargaların konması, halkın gözünde onu cadı yapmaya zaten yetmektedir. Yine de halk nasıl olduysa bir yargılamayı layık görür ve yasal makamların yapmadığı yargılamayı kendi yapmaya karar verir.

Gdansk şehrinin Hell (cehennem) Yarımadasında yaşayan kadın, Sopot’tan gelen bir grup tarafından evinden kaçırılır.

cadı avı Krystyna Ceynowa
1836’da cadı olduğu gerekçesiyle evinden kaçırılarak öldürülen Krystyna Ceynowa Hel Yarımadası’nda yaşıyordu.
cadı avı Hel
Daha çok cennete benzeyen Hel Yarımadası

Tıpkı Ortaçağ’da cadı olduğundan emin olmak için yaptıkları gibi kadını suya batırmayı denerler. Eğer kadın cadı ise su onu kabul etmeyecek ve kadın batmayacaktır (“dalamadığıma göre ben de mi cadıyım?” dedirtti).

Maalesef kimse elbisesinin ve eteğinin bir şamandıra görevi gördüğünü düşünmez, Baltık Denizi’nde kendiliğinden boğulmayan Krystyna Ceynova’yı kürekleriyle vurarak (başka bir görüşe göre bıçaklayarak) öldürürler.

Yargılama yapılmış, infaz da hemen peşinden gelmiştir.

Son Resmi Cadı İnfazı

1811’de yine Prusya’da yargılanıp infaz edilen Barbara Zdunk bir çok kişi tarafından Avrupa’da büyücülük nedeniyle idam edilen son kadın olarak kabul edilir. (Olayın yine Polonya topraklarında geçmesi, Polonya sevgimi biraz sorgulattı)

Ancak yine o dönemde cadılık yasa dışı olmadığından başka bir suç bulmak gerekmektedir.

engizisyon mahkemesi
Reszel Kasabası

1806’da, Barbara Zdunk’un yaşadığı Reszel kasabasını yıkıcı bir yangın harap eder. Hemen, sihire düşkünlüğüyle tanınan bir hizmetçi olan Zdunk sorumlu tutulur. 1807’de tutuklanır ve Reszel kalesinde hapsedilir. Yargılandığında ise hiçbir kanıt olmamasına rağmen suçlu bulunur. 1811’de Zdunk; Reszel’in dışındaki bir tepede, tıpkı Ortaçağ’daki gibi kazıkta yakılır. Neyse ki bedeni yakılmadan önce, cellat tarafından boğularak öldürülmüştür. 

Bugün gerçek kundakçıların bir grup Polonyalı asker olduğuna inanılır. Zdunk’un birkaç temyiz mahkemesi tarafından onaylanan mahkumiyetinin gerçek nedeni konusunda kralın kendisine kadar belirsizlik vardır. 

Suçu olsun olmasın, Barbara Zdunk, yaşadığı dönemde halk tarafından sevilmeyen bir kadındır, bunun esas sebebi de kendisi 38 yaşında olduğu halde, ergen bir erkek arkadaşı olmasıdır. Büyük ihtimalle idamında, halkın yatıştırılması gerekliliği rol oynamıştır.

Dünya’da bilinen son cadı avı

2014 – Paraguay

Maalesef daha 2014’te Paraguay’da 45 yaşındaki bir kadın, kabile üyeleri tarafından ‘cadılık’ yaptığı gerekçesiyle oklarla vurulmanın ardından canlı canlı yakılarak öldürülür.

Olayla ilgili suçlanan dokuz kişi, kadını öldürdüklerini inkar etmezler. Adolfina Ocampos adlı kadının hükmünü Tahehyi köyündeki kabilenin lideri Mbya Guarani vermiştir.

2013 – Papua Yeni Gine

2013 Mart ayında Pasifik’teki Papua Yeni Gine’de cadılıkla suçlanan iki yaşlı kadın, yüzlerce kişinin önünde başları kesilerek öldürülür. Yaşadıkları Lopele köyünde, öldürülmeden önceki üç gün boyunca işkenceye uğramışlardır. Olay anında orada olan polisin müdahalesi, öfkeli halk tarafından engellenir (!). Olay yerinde bulunan polis yetkilisi Herman Birengka, “Hiçbir şey yapamadık” derken, kadınları kalabalığın elinden almak için çok uğraştıklarını ancak başaramadıklarını söyler. Kadınlar, halk tarafından, köyde çalışan bir öğretmeni “büyücülük yaparak öldürmek”ten sorumlu tutulmuşlardır (Fotoğrafı buraya eklemek bile istemiyorum).

Bunun dışında yerel basında çıkan haberlere göre, 28 Mart’ta Paskalya ‘cadı avı’ sırasında, Güney Dağlık Bölgesi’nden Komape Lap (erkek), kendisinin ve altı kadının kaçırıldığını, ellerinin bağlandığını, soyulduğunu ve cinsel organlarına sıcak demir çubukların sokulduğunu iddia eder. Komape Lap kaçmıştır ama altı kadının kaderi bilinmez.

Yine 2013 yılının Şubat ayında da, ülkenin 3. büyük kenti olan Mount Hagen’de 20 yaşında genç bir kadın (Kepari Leniata), öldürmek için büyücülük yapmakla suçlandığı genç bir çocuğun akrabaları tarafından soyulur, bağlanarak benzine batırılır ve diri diri yakılır. Bu olay sonucunda iki kişi suçlanır.

Birleşmiş Milletler de; ülkede kadınların; özellikle dulların veya kendilerini koruyacak aileleri olmayan kadınların, ‘büyücülük’ ile ilgili şiddetten orantısız bir şekilde etkilendiklerini belirmiştir.

Papua Yeni Gine BM ve Güney Pasifik Komisyonu üyesi bir ülkedir. Maalesef basına yansısın yansımasın, alınan tüm önlemlere ve çıkarılan yasalara rağmen her Paskalya’da cadı avı olayları yaşanmaya devam etmektedir…

cadı avı değil kadın cinayeti
tarihte kadın cinayetleri

Ya sence?

%d blogcu bunu beğendi: